Kars'lı Kürt siyasetçi TBMM Eski vekil Mahmut Alınak bu hafta doğunn 2 başarılı spor klübü halkında bir makale paylaştı.işte o makale
"Esaret altındaki sömürge bir halkın — matem tutmasa bile — futbolla böyle pür neşe eğlenmesi bir garabettir.
Tarihten biliyoruz ki iktidarlar, halkı sadece zorla değil, aynı zamanda ona acılarını unutturan sevinçler yaşatarak da kontrol altında tutarlar.
Bunun en iyi örneği Roma İmparatorluğu’dur. Halka ücretsiz tahıl dağıtılır, büyük eğlenceler düzenlenir, gladyatör dövüşleri yapılırdı.
Büyük araba yarışları ve gladyatör dövüşleri milyonlarca insanı çekiyordu. Eğlence, siyasi bir araç olarak kullanılıyor; böylece halkın öfkesi rejime yönelmiyordu.
Diktatörlükler modern çağda da aynı yolu izledi. Bunların en ünlülerinden biri Portekiz diktatörü Salazar’dır. Salazar, 36 yıllık diktatörlüğünü “3F” (Fado [müzik/eğlence], Fátima [din/hac] ve futbol) sayesinde sürdürdüğünü övünerek anlatırdı.
TC’NİN 3F’LERİ
Her devlet gibi TC’nin de “3F”leri vardır: futbol, televizyon dizileri, sinema, müzik, ırkçı basın-yayın, din, bayrak ve festivaller.
Devlet, bu “morfinlerle” sadece Kürtleri değil, Türkleri ve diğer halkları da yakıcı sorunlarından uzaklaştırıp kontrol altında tutuyor.
Futbol, adeta afyon görevi gören en etkili araçlardan biridir.
Maçlar oynandığında stadyumlar dolup taşıyor, milyonlar televizyon ekranlarına kilitleniyor.
Türkler ve diğer halklar çoğunlukla Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray gibi takımları tutarken; Kürtler, eski alışkanlıkla bu takımlardan birini desteklese bile, yürekleri yine de Amedspor ve geçenlerde 1. Lig’e çıkan Batman Petrol Spor için çarpıyor.
Amedspor ve Batman Petrol Spor bir maç kazandığında, milyonlarca Kürt boyunlarındaki esaret zincirini unutup sevinçle ayağa fırlıyor; alkışları yeri göğü sarsıyor. Sanıyorlar ki bu takımlar kendilerini temsil ediyor.
Bu, devletin gökte arayıp yerde bulduğu bir nimettir. Çünkü Kürtlerin mücadele hırsı, isyanı ve enerjisi çamurlu sahalarda koşturulan bir topta buharlaştırılıyor.
Oysa bu iki takım da, tıpkı Kürt anne ve babadan gelen Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz gibi, Kürtleri değil devleti ve rejimi temsil etmektedir.
Bu takımlar, Kürtleri rejime entegre etme işlevi gördükleri için, ileride devletin “örtülü desteğiyle” Süper Lig’e yükselirlerse hiç şaşırmamak gerekir.
İster Bursaspor’la ister herhangi bir Avrupa takımıyla maç yaptıklarında, Kürt spor takımı olarak değil, Türk spor takımı olarak sahaya çıkacaklardır.
Ama tuhaf olan şu ki: Galip geldiklerinde Kürtler bunu kendi başarıları olarak görüp sokaklara dökülecek; Kürtçe şarkı ve marşlarla kutlayacaklardır.
Böylece devletin yüz yıldır Şark Islahat Planı, Takrir-i Sükûn Kanunu, sürgünler, katliamlar, faili meçhuller, darağaçları, cezaevleri ve birer asimilasyon yuvası olan okullarla başaramadığı entegrasyon; bir topun peşinden koşan yirmi iki adamla başarılmaktadır.
Haklı olarak akla şu soru geliyor: Amedspor ve Batman Petrol Spor, Kürtlere kurulan bir tuzak mıdır?
Buna biraz kafa yormak gerekiyor.
rojname
